Türk tasavvuf tarihinde mutasavvıf denildiğinde ilk akla gelenler her biri bir tarikat önderi olan Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şeyh Bedreddin, Hacı Bektaş-ı Veli ve Hacı Bayram-ı Veli gibi İslam büyükleridir.
Hayyân (ölm.
Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.*Tekke Edebiyatı, Anadolu'ya 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir. Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
Tasavvufta insân-ı kâmil bütün varlıkların özünün özü olarak kabul edilir ve bu husus “zübde-i âlem, hulâsa-i mevcûdât, merdüm-i dîde-i ekvân” gibi tabirlerle ifade edilir. Aynı şekilde ruh öze, onu taşıyan ve koruyan beden de kabuğa benzetilmiştir.
Tasavvuf , Tanrı'nın birliğini ve evrenin oluşunu varlık birliği (Vahdet-i Vücut) anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akımdır. ... Tasavvuf felsefesine göre, evren tek varlıktır. Bu tek varlık da Tanrı'dır. Buna "Vücud-ı mutlak" (mutlak varlık) da denir.
Tahalluk, İslam ahlâkını öğrenip benimsemek demek olduğuna göre tasavvuf ile ahlâk ilmi iç içedir. Tasavvuf ıstılahaları incelendiğinde özellikle “makamlar” olarak ifade edilen kavramların sabır, şükür, rıza ve kanaat gibi ahlâki ilkeleri içerdiği görülür.” Tasavvuf gerçekte ahlâki bir yaşam tarzıdır.
Tasavvuf ayrı bir din değil, dini emir ve nehiyler çerçevesinde, dini daha deruni boyutta yaşama, Allah'a yakınlaşma amacıyla riyazet ve mücâhedeyi temel referans alan bir yaşam biçimidir.
Tasavvufun temel iki kaynağı Kur'an ve Sünnet'tir. İslam dininin manevî ve ruhânî boyutunun tabi'î bir tezahürü olarak ortaya çıkmış olan tasav- vufun merkezî ıstılah ve âdâbı bu iki kaynağa dayanır. Hz. Peygamber'in (a.s.) hayatında tasavvufun vurgu yaptığı pek çok hususu bulmak kolay- lıkla mümkündür.
Nefes kelimesini ilk sûfîler, “sâlikin ilâhî aşk ateşiyle yanıp tutuşan kalbinin bu ateşin hafiflemesi neticesinde rahatlığa kavuşması” anlamında kullanmışlardır. ... Allah ile huzur halinde iken alıp verilen nefeslerin sayılmasını sûfîler en faziletli amel diye kabul etmiştir.
Rahmani nefes , kandilin nurunu her daim tazeler, canlı tutar. Nur suresi 35. ayette belirtildiği üzere, ışığı doğuya ya da batıya ait olmayan kandilin yağı, nefes aracılığıyla tutuşur ve parıldar. Bu, nur üstüne nurdur. ... Her nereye dönerseniz, Allah'ın yüzü oradadır” (Bakara, 115) ayeti aşikâr olur.
SON YAZILAR
MSÜ nedir bölümleri?
Diferansiyel kilidi nedir traktör?
Sakaltutan Geçidi nereye bağlı?
Salt okunur olarak ayarlandı ne demek?
Süt içtikten kaç saat sonra ilaç içilir?
Mimari Restorasyon belediyede ne iş yapar?
Tweeti Favlamak ne demek?
Ses yalıtımında kullanılan maddeler nelerdir?
Tavla nasıl oynanır nasıl dizilir?
Dondurulan hesap ne zaman açılır?